7 Ekim 2017 Cumartesi

Woyzeck - Oyun Atölyesi

woyzeck oyun atölyesi ile ilgili görsel sonucu
Yazan: Georg Büchner
Çeviren: Haluk Bilginer
Yöneten: Muharrem Özcan
Sahne Tasarım: Özlem Karabay
Işık Tasarım: Kemal Yiğitcan
Koreograf: Orçun Okurgan
Oyuncular:
Woyzeck: Emre Yetim
Marie: Ayça Koptur
Yüzbaşı: Aydın Şentürk
Doktor: Sefa Tantoğlu
Bando Çavuşu: Sinan Arslan
Andres: Yiğit Çakır
Çırak: Dilara Topuklular
Panayırcı: Numan Aydın
Margaret: Hazal İspirli

Oyun atölyesinin bu sezona hazırladığı yeni oyunu Woyzeck sert ve karanlık bir müzikal. Woyzeck Alman ordusunda küçük bir kasabada askerdir. Orduda hem yüzbaşının pis işlerine koşmakta hem de  bir doktora deneyinde yardim etmektedir. Daha doğrusu deneyi için kobaylık yapmaktadır. Hayat her yandan onu kuşatmıştır. Ordu, temsil ettiği otorite, birlikte çalıştığı doktor. Tüm bu karmaşanın içinde güvendiği, nefes alabildiği tek yer sevgilisi -oyunun yazıldığı dönemi göz önüne alacak olursak metresi demek daha doğru olabilir- Marie'nin yanıdır ve ondan bir de nikah dışı çocuğu olmuştur. Ama Maerie'nin yanı Woyzeck'in zannettiği kadar güvenli bir yer midir işte orası da artık seyredenler için.

5 Ekim 2017 Perşembe

Fırtına - Moda Sahne

fırtına moda sahnesi ile ilgili görsel sonucu
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Emine Ayhan
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarımı: İrfan Varlı
Müzik: Berkay Yiğitaslan
Koreograf: Yeşim Coşkun
Afiş Tasarımı: Ethem Onur Bilgiç
Oyuncular:
Gerçek Milano Dükü Prespero: Hüseyin Avni Danyal
Napoli Kralı Alonso: Mürsel Yaylalı
Napoli Kralı'nın oğlu Ferdinand: Münircan Cindoruk
Presporu'nun kardeşi Antonio: Kaan Songun
Prespero'nun kızı Miranda: Zeynep Tuğçe Bayat
Adadaki uçan cin Ariel: Selen Şeşen
Yabani, biçimsiz köle Caliban: Yaşar Bayramgül
Soytarı Trinculo: Ertürk Erkek
Ayyaş kahya Stephano: Gürsu Gür
Mehmet Esen ve İnan Koçak   

Moda Sahne'nin yeni oyunu Fırtına ile bu akşam müşerref olduk efendim. Fırtına aslında mutlu sonla biten komik bir intikam öyküsü. İnsan içinden keşke bütün intikamlar böyle olsa demekten kendini alamıyor. Oyun bir fırtına sahnesiyle açılıyor. Gittikçe şiddetlenen fırtınayla kabaran, coşan, hatta çıldıran deniz, sonunda içinde Napoli Kralı Alonso. oğlu Ferdinand, kardeşi Sebestian, Milano Dükü Antonio'nun da olduğu gemiyi yutar. Gemidekiler bilmedikleri bir adada karaya çıkmayı başarırlar. Ama Kral oğlunun da sağ salim karaya vardığını bilmediği için büyük bir üzüntü içindedir.


3 Ekim 2017 Salı

Semaver ve Kumpanya - Semaver Kumpanya

 

Yazan: Sait Faik Abasıyanık
Uyarlayan: Yavuz Pekman
Yöneten: Işıl Kasapoğlu
Yardımcı Yönetmenler: Serkan Keskin, Volkan M. Sarıöz
Sahne Tasarımı: Başak Özdoğan
Sahne İllüstrasyonları: Selin Nazlı Ustaoğlu
Kostüm Tasarım Uygulama: Ayşenur Arslanoğlu
Işık Tasarım & Uygulama: Mustafa Karakoyun
Koreografi: Ebru Cansız
Müzik: Gevende
Asistanlar: Selen Şenay, Saniye Samra
Oynayanlar:  Ahmet Kaynak, Burcu Doğan, Mustafa Kırantepe, Serkan Keskin, Selen Şenay, Sezin Bozacı, Sibel Altan, Taner Ölmez, Yavuz Pekman

2017 - 2018 sezonunu Semaver Kumpanya'nın Semaver ve Kumpanya oyunu ile açtım. Yavuz Pekman Sait Faik'in Semaver ve Kumpanya hikayelerini birbirine harmanlayıp ortaya nefis bir oyun çıkarmış. Semaver öyküsünün Ali'si ile Kumpanya öyküsünün Suat'ını üst üste koyup, onu bu iki hikayeyi birleştiren bir köprü gibi kullanmış. Suat'tan da nefis bir Ali çıkmış doğrusu.  Hatta bu iki öykü o kadar iyi harmanlanmış ki, ben kendimden şüpheye düşüp, acaba ben bu ilişkiyi fark edememiş miydim diyerek, dönüp öykülere bir kez daha baktım. (Bu arada bu oyuna çalışarak gitmiştim, önden bu iki hikayeyi tekrar okudum)


24 Temmuz 2017 Pazartesi

Deccal'in Hatırı - Sezgin Kaymaz

deccal'in hatırı ile ilgili görsel sonucu
(Nazimo - Edebiyat)

Sevinç Kuşları üçlemesinin ilk kitabı Deccal'in Hatırı'nı şimdi bitirdim. Sezgin Kaymaz açık ara en sevdiğim yaşayan Türk yazarı. Sevinç Kuşları üçlemesi, Lucky ve Farfara dışındaki tüm kitaplarını okudum. Deccal'in Hatırı bence Sezgin Kaymaz'in diğer kitaplarından çok farklı. Bir kere çok kalabalık bir roman ve biraz fazla +18 olmuş. O yönüyle şaşırttı beni.
Neyse biz kitaba dönelim. Olaylar 1989 yılında geçiyor. Tabi ki yine Ankara sokakları romana ev sahipliği yapıyor. Kişisel edebiyat atlasımda Ankara dendiğinde aklıma ilk gelen yazar Sezgin Kaymaz.  O günlerde Mesut Yılmaz manşetli gömlek modaymış. Ben romanın yalancısıyım, yoksa bildiğimden değil. Hikayede Veysel İnan isimli bir doktorumuz var ve bence yapmış olduğu 6 farklı daldaki ihtisası saymazsak (yoksa beş miydi, emin olamadım), kendisini bildiğiniz deli olarak niteleyebiliriz.

18 Temmuz 2017 Salı

Ah Mercimeğim - Bozkırda Altmışaltı - Mustafa Çiftçi

(Nazimo - Edebiyat)
 
Haydarpaşa Gar'ındaki kitap fuarında tanıştım Mustafa Çiftçi'yle. İletişim yayınlarının standında çalışanlar tavsiye ettiler bu yazarı. Yozgatlı bir yazar dediler. Yozgat hikayeleri anlatıyor,  konuşur gibi yazıyor dediler. Ben de 2 tane ince öykü kitabını aldım Mustafa Çiftçi'nin. Ah Mercimeğim ve Bozkırda Altmışaltı. İyi ki de almışım. İlk okuduğum öykü Ah Mercimeğimdi. Hikayeyi Yozgatlı varsıl bir ailenin üç kızdan sonra doğan lise talebesi oğlunun ağzından dinledim. Bir garip, bir tutkulu aşk hikayesi anlattı bize. Ama o kadar tatlı anlattı ki, öykünün tadı damağımda kalınca, öyküyü ertesi gün bir daha okudum sonra bir daha okudum. Ah Mercimeğim öyküsünün yeri bende saklı kalmak kaydıyla okuduğum diğer öyküleri de çok sevdim.

Mustafa Çiftçi bize çok samimi, çok canlı öyküler anlatıyor. Kimi zaman bir çocuğun ağzından, kimi zaman yaşlı bir amcadan, yörenin diliyle, tatlı tatlı, konuşur gibi, dertleşir gibi anlatıyor. Kahramanları Yozgat'ın insanları ve olaylar genellikle Yozgat'da geçiyor. Öyküleri okurken Yozgat İstanbul'dan pek bir hoş gözüküyor, insanın gidesi, orada kalası geliyor. Çünkü bunlar mutlu öyküler. Kahramanlarının başına kötü şeyler de geliyor ama umut hiç kaybolmuyor. Bittiğinde ağzınızda kekremsi bir tat bırakmıyor. İşte bu nedenle ben hikayelerde eski Yeşilçam filmlerinin naif havasını da buldum biraz.

7 Temmuz 2017 Cuma

Buddenbrooklar - Thomas Mann

İlgili resim
(Nazimo - Roman)

Buddenbrooklar - Bir Ailenin Çöküşü
Thomas Mann
Çeviren: Kasım Eğit - Yadigar Eğit
Can Yayınevi - Kalsikler
1929 Nobel Edebiyat Ödülü
5. Baskı - 831 sayfa


Nobel Edebiyat ödül sahibi Thomas Mann'ın Buddenbrooklar - Bir Ailenin Çöküşü kitabını yeni bitirdim. 831 sayfalık bir okuma serüvenimiz oldu kendisiyle. Tiyatro sezonu kapanınca okumaya daha çok vakit ayırma imkanım oldu. Bu kitap Thomas Mann' ın ilk kitabı, aynı zamanda benim de Thomas Mann'dan okuduğum ilk kitap. Kitapta kuzey Almanya'da yaşayan zengin bir tüccar ailesinin, Buddenbrooklar'ın 4 kuşak boyunca süren hikayesi anlatılıyor. Olayın merkezinde üçüncü kuşak Buddenbrook'lar olan 2'si erkek, 2'si kız dört kardeş var. Onlarla daha okul cağlarındayken tanışıyoruz. Anne baba, büyük baba, babaanneleriyle birlikte yaşadıkları görkemli evlerindeki hayatlarına Thomas Mann'ın titiz ve detaylı anlatımı ile tanıklık ediyoruz, hatta onlarla birlikte biz de yaşıyoruz sanki.

Olaylar 1835 yılında başlıyor ve neredeyse 45 yıllık bir zaman dilimine yayılıyor. Çocuklar büyüyorlar, evleniyorlar, dolayısıyla başka ailelere karışıyorlar, çocukları oluyor, onlar da büyüyor, okula gidiyor, evleniyor, erkekler iş hayatına atılıyor, büyükler daha da büyüyor, sırası gelen öbür tarafa gidiyor. Ve sonunda onlar en büyük oluyorlar.

3 Temmuz 2017 Pazartesi

Aynı Şeylerin Oyunu - Kabile Sahne

aynı şeylerin oyunu ile ilgili görsel sonucu
(Nazimo - Tiyatro)

Yazan ve yöneten: Barış Yücedağ
Sahne Tasarım: Özgür Kavurmacıoğlu
Kostüm tasarım: Gülkan Başbuğ
Koreografi: Pınar Akyüz 
Prodüksiyon: İzlem Oktay
Koordinasyon: Egemen Bakanlı ve Mahir Akgündoğdu
Oyun müziği: Onur Güney Kumaş, Yasin Soyoz, Arda Özkan, Özkan Barış Özdemir
Oyuncular:
Talha Kaya
Çağla Buldak


Sezonu Kabile Sahne'nin yeni oyunu Aynı Şeylerin Oyunu ile kapattım. Oyun gerçekten çok bildiğimiz bir konu üzerine. Bir kadın, bir erkek, bir tanışma, biraz türkü, sonra bir aşk ve mutlu son ve ardından bilindik mutsuzluklar, başka kadınlar, başka adam. Mutsuz son yani ayrılık. Ama Kabile Sahne bu bildik konuyu bizlere Kabile Sahne kurgusuyla, Kabile Sahnece anlatmış. O zaman da bu bildik hikaye gerçekten çok keyifli bir seyirlik olmuş.