15 Mayıs 2016 Pazar

Bugün Bize Kim Geldi - Sezgin Kaymaz

(Yazan Nazimo - Edebiyat)

Canım Sezgin Kaymaz'ın son kitabı Bugün Bize Kim Geldi'yi uyku tutmayan bir gecenin sabahında, saat altı civarında bitirdim. Yine aynı şey oldu. Kitabın son sayfasını okudum, kapağını kapattım ve içimde havai fişekler. Bir ruhum taşmış, bir gözüm dolmuş hali. İçim içime sığmıyor, anlatmam lazım birilerine. Sabahın çok erken bir saati olduğu için anlatamadım, yazdım ben de.

Kitapta birbirinden lezzetli, bir şekilde iç içe geçmiş 8 tane öykü var. Ama bu kitap Sezgin Kaymaz'ın diğer yazdıklarından farklı. İçini açmış sanki bize Sezgin Kaymaz. Kendi hayatının hikayeleri.

Bu kitapta hentbol antrenörü bir adam, jimnastikçi eskisi karısı Hülya, evleri, hayvanları, adamın annesi Sabiş, kardeşleri var. Ben nedense bu öykülere Hülyalı öyküler demek istedim. Hülya'yı çok sevdim. Kocasıyla arasındaki ilişkiyi, kızınca kocasına sadece pis diyebilmesini, hayvanlarıyla olan ilişkisini. Sonra Sabiş'i çok sevdim. Adamın annesini. Hayatla ve çocuklarıyla mücadelesini, deyip deyip de başka da bir şeycikler diyememesini. 

En Kısa Gecenin Rüyası - Moda Sahnesi



(Nazimo - Tiyatro)

Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Emine Ayhan, Aysun Şişik
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarım: İrfan Varlı
Müzik: Can Güngör
Koreografi: Yeşim Coşkun
Afiş Tasarım: Ethem Onur Bilgiç

Oynayanlar:
Timur Acar: Theseus / Oberon
Didem Balçın: Hippolyta / Titania
Onur Ünsal: Lysander
Mert Fırat: Demetrius
Beyza Şekerci: Hermia
Melis Birkan: Helena
Murat Tüzün: Egeus / Peter Quince
Ezgi Coşkun: Peri
Volkan Yosunlu: Robin
Caner Erdem:Nick Bottom
Mert Şişmanlar: Francis Flute
Hasan Demirtaş: Tom Snout
Alper Baytekin: Snug
Çağlar Yalçınkaya: Robin Starvelling

En Kısa Gcenin Rüyası'nı bugün Moda Sahne'de seyrettik. Bir defa hemen baştan söyleyeyim, çok eğlendim. Çok güldüm. 

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Bir Delinin Hatıra Defteri - Tatbikat Sahnesi İstanbul



(Nazimo - Tiyatro)

Yazan: Nikolay Vasilyeviç Gogol
Uyarlayan ve Yöneten: Cem Emüler
Işık Tasarım: Musatafa Bal
Ses Efekti Tasarım: Tayfun Gültutan
Yönetmen Yardımcısı: Erdal Beşikçioğlu
Sahne Amiri: Yunus Daştan
Oynayan: Erdal Beşikçioğlu


Erdal Beşikçioğlu'yla tanışmam Behzat Ç ile olmuştu. Hastası olmuştuk amirimin. Sonra duyduk ki, amirim Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Bir Delinin Hatıra Defterini oynuyormuş. Hem de öyle bir oynuyormuş ki, görenlerin ağzı açık kalıyormuş. Gidelim dedik. Hafta sonu gezmesi olur dedik ama bilet bulmak ne mümkün. Öyle kaldı içimizde Popriçin'in hikayesi, gidemedik. Ta ki, Tatbikat sahnesi bize gelene kadar.



10 Mayıs 2016 Salı

Çavdar Tarlasında Çocuklar - J. D. Salinger


(Meraklı Baykuş - Edebiyat)


Holden Caulfield, ya da benim kendisini çağırmayı sevdiğim şekilde Modern Zaman Don Kişot'u. Değişik, normlar ötesi, az biraz deli ve bariz şekilde sanrılı genç bir çocuk. Endişelendikçe ya da canı sıkıldıkça sigara yakan bu küçük ama sınırların ötesindeki adam, "sahte" ya da J.D. Salinger'ın  kullanmayı tercih ettiği şekilde "phony" bir dünyada, sahte insanlar içinde hapsolmuş, kendine bir çıkış yolu aramaktadır.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, ya da bir diğer çevirisiyle Gönülçelen; üç aşağı, beş yukarı 16-17 yaşlarındaki bir çocuğun Pency Hazırlık Okulunu terk etmesiyle başlayan ve New York sokaklarında devam eden macerasını konu alan bu romanda asıl olan anlatılan hikayeden ziyade, Holden'ın gelgitli ruh hali, insanlarla ilişkisinde olan eksik yönleri, takıntıları ve megolamanisiyle aslında her birimizin kötü özelliklerinin birleşmiş hali gibi. Fakat yine de miniminnacık da olsa ona hak vermeden edemiyorsunuz. Sonuç olarak hepimiz sokaktaki, etrafımızdaki insanların kimi zaman yapmacık olduklarını, hatta daha da yüzsüzleşerek "rol yaptıklarını" iddia edebilecek kadar cesuruz çünkü, bir defa bile kendimize dönüp bakmadan.

8 Mayıs 2016 Pazar

Küskün Müzikal - Emek Sahnesi



(Nazimo - Tiyatro)

Yazan: Engin Alkan (Carson McCullers'in The Balad of Sad Cafe adlı öyküsünden esinlenerek)
Yöneten: Engin Alkan
Müzik: Engin Alkan
Sahne Tasarım: Engin Alkan
Kostüm Tasarımı: Çağla Yıldırım - Merve Artun
Koreografi: Senem Oluz
Işık Tasarımı: Cem Yılmazer

Oyuncular;
Zakkum: Pınar Yıldırım
Kuzen: Edip Tepeli
Kesik: Mert Süleyman
Battal Sefa: Zeynep Çelik Küreş
Zifir: Hande Ağaoğlu Kaplan
Kıymık: İbrahim Ersoylu
Kurşet: Hasan Karakurt
Mıhbey: Caner Erdem

Orkestra:
Şef  & Keman: Hivda Zizan Alp
Kanun: Toygun Can
Perküsyon: Öner Coşkundere
Klarnet: Merve Sarıbaş
Klavye: Uğur Büyükçınar
Bas: Zeki Berk Ulu

Bu akşam bir şey seyrettim ama ne seyrettiğimi nasıl anlatacağım bilemiyorum. Sormak istiyorum Engin Alkan'a bu neyin kafası acaba diye?

30 Nisan 2016 Cumartesi

Sevgili Hayat - İstanbul Devlet Tiyatroları


(Nazimo - Tiyatro)

Yazan: Funda Özşener
Yöneten: Metin Belgin
Dekor, Kostüm Tasarımı: Nalan Alaylı
Işık Tasarımı: Serhat Akın
Müzik Danışmanı: Stelyo Berber

Oyuncular:
Eleni: Yeşim Gül

Oyun savaş zamanı İzmir'inde, 1922 yılında geçiyor. Yalnız yaşayan Eleni ve Lena'nın kesişen hayatını anlatıyor ya da anlatmaya çalışıyor da diyebiliriz.

 Eleni orta yaşlarının başında, Rum kahvelerinde şarkı söyleyerek hayatını kazanan bir kadın. Lena' da onun yanına sığınmış, kimsesiz genç bir kadın Her iki kadın da doğup, büyüdükleri topraklarda birdenbire kendilerini düşman olarak bulmuşlar. 


27 Nisan 2016 Çarşamba

Kahvenin Hatırı - Barok Konseri


(Nazimo - Konser)


Bu akşam çok değişik bir etkinliğe katıldım. All Saints Moda Kilisesinde Bach'ın eserleri seslendirildi. Eserler Corİstanbul Oda Orkestrası tarafından seslendirildi. Orkestra Şefi Arda Ardaşes Agoşyan' dı.

All Saints Kilisesi Moda'da Barış Manço' nun evinin tam karşısında, ufacık, tarihi bir kilise. Bu geceye kadar orada bir kilise olduğunu fark etmemiştim bile. İçeride, yan duvarlara paralel iki sıra halinde sıralar dizilmiş. Her bir sıra 4 kişilik ve sıraların arasında 1 metrelik bir koridor var. Bu akşam yaklaşık 100 kişi bu güzel konserin tadını çıkardık. 


Konserde ilk bölümde Corİstanbul Oda Orkestrası Bach'ın eserlerinden bir seçkiyi seslendirdi. Orkestraya kilise orgu da eşlik etti. Ufak kilisenin  kalın duvarlarına çarparak yankılanan müzik büyüdükçe büyüdü ve Bach'ın yumuşacık ezgileri içimizi doldurdu.