18 Mart 2010 Perşembe



Saatsiz Ülke – Yiğit Kulabaş

Yazan: nazimo Kategori: Bilimkurgu| Kurgu

Saatsiz Ülke, Zamanya’nın devam kitabı. Zamanya’nın bittiği yerden Saatsiz Ülke başlıyor. Kerim, Selim ve Selim’in kız arkadaşı Arya kısa bir tatil yapmak üzere aniden Bozcaada’da, Kerim’in yıllardır tanıdığı bir pansiyona tatil yapmaya, daha doğrusu kafa dinlemeye geliyorlar. Eski dost Lale’nin işlettiği pansiyon, elektrikten ve elektriğin getirdiği her türlü teknolojiden arındırılmış bir yer. Her yerin kandillerle aydınlatıldığı, odalarda sadece temel ihtiyaçları karşılayacak kadar eşyanın bulunduğu, konukların kendileriyle ve birbirleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları bir yer. Bu nedenle, yüzleşmeler esnasında sürtüşmelerin de çıkması kaçınılmaz oluyor.

Kerim, Selim ve Arya’nın adaya gelmesinden sonra, Türkiye’de çok garip bir şey oluyor ve tüm saatler birdenbire duruyor. Ülkede çalışan bir tek saat dahi kalmıyor. Tüm ülke ve dünya bu olayın sebebini araştırırken, Bozcaada’da hayat aynı seyrinde devam ediyor. 

5 Mart 2010 Cuma



Franklin Flayer – Nicholas Christopher

Yazan: nazimo Kategori: Kurgu

Franklin Flayer 1929 yılında Büyük Buhran’ dan bir kaç saat önce, 11 aydır gidip geldiği işinden istifa etmiş ve biraz hava almak için çalıştığı ofisin de içinde yer aldığı Küre Binasının çatısına çıkmıştı. Uzaklardan gelen oyuncu bir rüzgar –belki de kaderin nefesi- başındaki sarı şapkasını uçurarak  karşıdaki Buz ve Ateş Sigorta  Şirketi binasının 60 katındaki açık bir camdan içeri savurdu. Franklin aşağıya inerek, şapkasını almak üzere söz konusu binadaki 6000 numaralı terkedilmiş ofise gitti. Bu 6000 numaralı ofise ilk girişiydi. 6000 numaralı ofis, onu ofise getiren sarı şapkası, ofiste üzerine uzanıp yattığı terk edilmiş koltuk, masada bulduğu bir kadın fotoğrafı ve kaderin onu itekleyen nefesi aslında bir şekilde onu bir daha hiç terk etmedi.

Kitap, 29 Ekim 1929 Kara Cuma’sından başlayarak, Franklin Flayer’ın 1942 yılına kadar başından geçen inanılmaz renkli ve heyecanlı olayları anlatıyor. Kah bir mucidin yanında yardımcı olarak çalışıyor, kah kutuplarda pusula deneyi yapan bir gemide miçoluk yapıyor. En önemli hayat arkadaşıyla da yolu burada kesişiyor. Batan gemiden sadece o ve geminin kedisi Archie kurtuluyor. Sonra da bir daha ayrılmıyorlar zaten. Derken kendini “zilyum” madenini II. Dünya Savaşın’ da Führer’in emrine sunmak isteyen karanlık adamların tercümanı olarak buluyor.

20 Ocak 2010 Çarşamba



Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi - Ayfer Tunç

Yazan: nazimo Kategori: Kategori Dışı| Kurgu

Ayfer Tunç bu kitabında, Karadeniz’in neresi olduğu belli olmayan bir kasabasında, üzerinde hiç camı olmayan kör sırtını Karadeniz’in azgın sularına dayamış bir hastane binasıyla uzak ya da yakın, bir şekilde ilişkisi olan; hastaların, doktorların, hastabakıcı ve hademelerin, hastaneyi yaptıranların, kasabalıların, onların yakınlarının, akrabalarının, atalarının, velhasıl kelam gözlerinizin önünden sıra sıra geçen yaklaşık 500 kişinin hayatından kesitler anlatıyor. 

İlk başlarda kitabın akış hızına alışmakta çok zorlandım. Kişiler birbiri ardına hızla gözümün önünden geçiyordu. Her yeni kahramanın anlatacak bir öyküsü vardı, kimi öykü bu güne, kimisi geçmişe aitti.

Sanki lafın lafı açtığı bir sohbet yaparmışçasına, kendimi anlatılan öykünün içindeki bir başka kahramanın öyküsüne oradan bir başkasının öyküsünde buldum. Okuduğum hikayeleri kendi başına çok keyifli bulmakla birlikte, kendimi nereden gelmiştim ben buraya, bu kadın kimin nesiydi gibi soruları sıkça sorarken buldum. Ama Ayfer Tunç yaşanan bu sıkıntıyı en aza indirmek için, kitabına dahil ettiği her yeni kahramanın ismini koyu harfle yazarak okuyucuya bir çeşit ip ucu vermiş. Ayrıca kitabın arkasında kahramanların adlarının baş harfine göre hazırlanmış  bir dizin var. Her ismin yanında isminin geçtiği sayfaların numaraları verilmiş. Böylece okuyucu kitapla bağlantıyı sürdürebiliyor. Maalesef ben dizini geç fark ettim için, buluncaya kadar sayfaların arasında ileri geri bayağı debelenmek zorunda kaldım.

7 Ocak 2010 Perşembe



Dublörün Dilemması – Murat Menteş

Yazan: nazimo Kategori: Kurgu

Dublörün Dilemması bir ilk roman. Kitap 2005 yılında yayımlanmış olmasına rağmen, ben  yazarıyla ancak tanışma fırsatı buldum. Hatta ben bu kitaba başladığımda, internetteki kitapçı sitelerinde kitap tükendi olarak gözüküyordu ama, ben okumayı bitiremeden, kitap yeni baskısını yaptı. Yani okumak isteyenler kitabı gayet rahat bir şekilde kitapçılardan temin edebilir. 

Kitabın konusu aslında oldukça karışık. Haldun Dormen’ in vaktiyle sahnelediği, sahneye açılan her kapıdan sürekli birilerinin girdiği ve çıktığı, bağırış çığırış konuştuğu,  kahramanlarının sürekli birbirlerine yalan söylediği, durumu kurtarmaya çalıştığı komedi oyunlarını andırıyor. Kitapta kimleri ararsanız var; yetimhanede büyümüş çok zeki ama şizofren albino Nuh Tufan, kendine dine vermiş, çok zengin bir ailenin mucit evladı İbrahim Kurban, ekmeğini boktan çıkaran, çocuk bezi kralı Ferruh Ferman, Nuh’un ilk görüşte vurulduğu ama Ferruh Ferman’ın sevgilisi Dilara Dilemma, mafya babası Rıza Silahlıpoda (piyanist şarkıcı olan değil), Baretta lakaplı bir arkadaş, en az 3 kez evlenmiş, ama uzun süredir bakire, ev sahibi, çok yaşlı Taziye Teyze, Profesör ve belki de gizli ajan Umur Samaz, köpeği, gizli servis elemanları, gizli olmayan servis elemanları, daha kimler kimler


Tatlı Rüyalar – Alper Canıgüz

Yazan: nazimo Kategori: Fantastik| Kurgu

Yine bir Türk yazarı, yine bir ilk kitap ve yine yeni bir tanışma. Alper Canıgüz’ün ismine Murat Menteş’in “Dublörün Dilemması” adlı kitabının arka kapağı için yazdığı yazıda rastladım. Kendi kendime bu Alper Canıgüz, Murat Menteş’in kitabının arkasına yazı yazıyorsa, kesin o da aynı taifedendir dedim ve internette yaptığım araştırma sonucunda, Sabitfikir sitesinde kendisinin kitaplarına ulaştım. İyi ki de ulaşmışım.

Kitabın kapağı üzerinde “Psiko-Absürd Romantik Komedi” ifadesi yer alıyor. Yazar kitabını bu şekilde tanımlamış.

Bundan ne anlaşılıyor diye soracak olursanız, kitabı okumadan pek fazla bir şey anlaşılmıyor derim ben. İbare, beklenti çıtasının pusulasını şaşırtıyor, kendi ekseni etrafında fır fır döndürüyor.

17 Aralık 2009 Perşembe



Monte Cristo Kontu – Alexandre Dumas

Yazan: nazimo Kategori: Klasikler| Kurgu

Çocukken bir solukta, adeta nefes almaksızın okuduğum Monte Cristo Kontu’nu, yıllar sonra İthaki Yayınları tarafından basılan tam metninden tekrar okudum ve fark ettim ki, aradan geçen onca yıl, bu kitabın benim içimde yarattığı duygulardan hiç bir şey eksiltmemiş.

Monte Cristo Kontu hemen hemen herkesin konusunu bildiği, yazıldığı zamandan beri tarihin eskitemediği bir “Best Seller”, Edmond Dantes’in inanılmaz hikayesi (Her ne kadar o zamanlarda Best Seller kavramı yoksa da). 

19 yaşında başarılı bir kaptan adayı olan Edmond Dantes, delicesine aşık olduğu Katalan sevgilisi Mercedes’le nişanlanıp, evleneceği gün, arkadaş bildiği düşmanlarının ihanetine uğrayarak, hayatının en mutlu günü olacağını umut ettiği bir günde, kendisini  İf Şatosunun  taş hücrelerinden birinde bulur.


Saatçi Bayırı – Ayça Şen

Yazan: nazimo Kategori: Kurgu

Saatçi Bayırı’nı ilk kez yayınlandığı 2006 yılında okumuştum. Kitabı neden satın aldığımı, niye seçtiğimi bilmiyorum. Çünkü ne Ayça Şen’i tanıyordum ne de yayınevini. Kapağının da o kadar albenili bir görüntüsü yoktu. Takdir-i ilahi işte. Kaderde Ayça Şen’le tanışmak varmış.

Yıllar sonra kitaplığıma hangi kitaba başlasam diye göz gezdirirken, gözüm yine Saatçi Bayırı’na takıldı. Okurken ne kadar çok eğlendiğimi hatırladım. Ayça Şen’le tanışmama sebep olan bu kitaptan sonra, onun Radikaldeki yazılarının da takipçisi olmuştum. İkinci romanını da okumuştum. Birden bu romanı tekrar okumak istedim. Belki bunda kitabı entelektüel baykuşlarda yazma hevesi de biraz etkili olmuş olabilir.