
Fransız Teğmenin Kadını – John
Fowles
1867 yılı Martında İngiltere’nin Lyme Regis kasabasında başlayan,
çoğunlukla da orada geçen ve Londra’ da sonlanan –kitabın arka kapağında
dediğine göre- “sahici bir aşk yolculuğu”. Bana sorarsanız da aynı rotada geçen
“sahici bir edebiyat serüveni”.
Kitabın konusundan önce,
yazarın anlatımı beni çarptı. Çok özgün, çok şaşırtıcı ve etkileyici bir dille
karşılaştım. Yazar, kitabın bütününde kendi varlığını “yazar, yazar-tanrı”
kimliklerinde okuyucuya sürekli hissettiriyor. Yer yer romanı anlatmayı
bırakıp, yazım teknikleri, kitabı yazma serüveni hakkında uzun açıklamalar
veriyor. Kimi zaman araya girerek, o sırada anlattığı olayla günümüzün
karşılaştırmasını yapıyor, dönemin okuyucu açısından daha kolay anlaşılır hale
gelmesini sağlıyor. Yazarın kitaptaki varlığı okuyucuyu rahatsız etmiyor. Benim
açımdan metin içinde kendisiyle “yazar” kimliğinde ilk karşılaşmam
şaşırtıcı olsa da, ilerleyen sayfalarda onun varlığına çok alıştım. John
Fowles’in öyle bir anlatım gücü var ki, sanki bir metni okumuyor, metinde
yazanları 3 boyutlu sinemada seyrediyorsunuz.