
Süslü cümleler kurabilme konusunda pek yeteneğim yok
açıkçası, o yüzden bu yazıyı yazmak biraz zor olacak benim için zira, Huzur
süslülüğün göz bebeği. Edebiyatımızın en nadide kitaplarından bir inci. En
basitinden içinde tamamıyla İstanbul var, İstanbul’la yoğrulmuş hayatlar,
İstanbul’un sokaklarında filizlenen bir aşk var. İstanbul’u seviyorsan, bu
kitabı başucuna koy, uyumadan önce gözlerinle oku zihninle İstanbul’u seyret.
Yalnız kitapta dikkatimi zorlayan bir dolu tasvir vardı. Maalesef
tasvirle aram hiç iyi değil ama buna rağmen kitaba müdahil olabildim. Çocukların kahvede oturdukları bir bölüm var mesela, masadakiler
çay söylüyor, sonra sohbete iyice dalıyorlar, ben içimden nerede kaldı bu çay
diye geçiriyorum, Çocuklar konuşmaya devam ediyor, ben sabırsız,
sinirleniyorum. Tam kafamı kaldırıp çaycıyı paylayacağım sırada fark ettim ki
otobüsteyim.